Ara
  • Yönetici

Yasalarımızda İmza ve İmzanın Kanuni Unsurları

İmzanın hayatımızda önemli bir yeri vardır. Onunla borç ve yükümlülük altına gireriz, borç ve yükümlülükten kurtuluruz. İrademizi beyan eder, düşüncelerimizi açıklarız ve bu irade beyanının ve düşüncelerin bize ait olduğunu imza ile başkalarına ifade ederiz (Kerimoğlu, 2006). Bu niteliği ile de imza hukuki alanda büyük önem ve değer taşımasının yanı sıra, kişilerin kimliğini belirleyici bir unsur olarak nitelendirilmektedir (Koppenhaver, 2002:75). İmza incelemeleri, gerek hukuk ve ceza davalarında gerekse kamu hayatının ve özel hayatın çeşitli kesimlerinde vazgeçilemez bir bilim ve uzmanlık alanıdır. Zira imza incelemeleri sadece sahtecilik ya da imza inkârı konularında değil, ceza hukukunu ilgilendiren çok çeşitli alanlarda da adli birimlere yardımcı olmaktadır (Bafra, 2009). Tüm diğer suç türlerinde olduğu gibi, imza sahteciliği ile mücadele de tespit edilebilmesi ve önlenebilmesi için özel bir dikkat gösterilmesi gerekir. Sosyal ve ekonomik faktörlere ek olarak, önleyici tedbirlerin yeterince önemsenmemesi sebebiyle imza sahteciliği olaylarında son yıllarda kayda değer bir artış olmuştur. İmza sahteciliği başlı başına bir suç olmaktan ziyade, Türk Ceza Kanununun Kamu Güvenliğine Karşı Suçlar bölümünde yer alan resmi evrakta sahtecilik ve özel evrakta sahtecilik gibi suçların da bir unsuru durumundadır. Bu sebeple de adalet sistemi imza sahteciliğinin bu tür suçların oluşumundaki rolünü tam olarak fark edememektedir. İmza sahteciliği, ülkemizde en sık rastlanan sahtecilik türlerinden birisidir. Bunun nedenlerinden bir tanesi de imzanın belli kurallara bağlanmamasıdır. Her türlü şekil ve çizgilerin imza olarak kabul edildiği ülkemizde, imza sahteciliğinin gelecekte de sahtecilik olaylarının temelini oluşturacağı kaçınılmaz bir gerçektir.


İmzanın Tanımı ve Yapısı;

Türk Dil Kurumu sözlüğünde imza, “Altına yazıldığı metnin onandığına ya da benimsendiğine işaret sayılan, bir kimsenin kendi eliyle ve her vakit aynı biçimde yaza geldiği adı” şeklinde tanımlanmaktadır. Webster’e göre imza ise; bir insanın bir belgede yazılanları kabul ettiğine dair o belgenin üzerine kendi adını yazmasıdır (Conway, 1959:12). Yazı tarzında atılan imzalar bitişik el yazısının değişik bir yapısıdır. Çok az insan isimlerini ayrık harflerle imza olarak yazarken birçoğu da bitişik el yazısını kullanır. Genellikle imzalar iki farklı türde atılmaktadır. Bunlardan birincisi kişilerin bitişik el yazısıyla isimlerini ve/veya soy isimlerini yazarak atmış oldukları yazı tarzındaki imzalar, diğeri ise kişiye has ve başka imzalardan ayırt edilebilecek şekilsel imzalardır (Ellen, 2004:24). Bunların dışında birçok imza; okunaksız karalama, buklesel el hareketleri ve çizgisel el hareketlerinden oluşmaktadır (Levinson, 2001:44). Türkiye’de yapılan bir çalışmada (Sayıcı, 2009), ankete katılan 106 kişinin yaklaşık %32’si isim ve soy isimlerini içeren el yazısı tarzında imza kullanırken, yaklaşık %68’i çizgisel el hareketlerinden oluşan imzalar kullandıkları tespit edilmiştir.

Farklı kaynaklarda her ne kadar imzaların iki farklı türde atıldıkları belirtilmekte ise de, imzaları atılış şekillerine göre üçe ayırabiliriz: (1) Yazı tarzında oluşmuş İmzalar: Bu imzalar kişilerin ad ve soyadının genellikle bitişik el yazısıyla yazılması suretiyle oluşmaktadır. (2) Şekilsel imzalar:Kişinin kendisine has ve her zaman aynı tarzda atmış oldukları şekilsel el hareketlerinden oluşur. (3) Basit imzalar: Tersimi herkes tarafından kolaylıkla yapılabilecek karakteristik hususiyetleri ihtiva etmeyen imzalardır.


Yasalarımızda İmza;

İmza konusunda, yasalarımızda imzanın ne şekilde atılacağı hususunda birtakım belirleyici hükümler bulunsa da, ne şekilde atılamayacağına dair hükümler yoktur. Bu sebeple de uygulamada bir iki çizgi veya harften, ya da gelişigüzel karalamalardan oluşan imzalar dahi geçerli kabul edilmektedir. Soyadı Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, İcra İflas Kanunu ve Noterlik Kanununun bazı maddelerinde imza konusuna değinilmiştir. İlgili kanunlarda geçen hükümler şu şekildedir:

2.1. Soyadı Kanunu 2525 sayılı Soyadı Kanununun 2. maddesinde “Söyleyişte, yazışta, imzada öz ad önde, soyadı sonda kullanılır” hükmü ile imzada ad ve soyadın kullanılması gerektiğini belirtirken, imzanın ne şekilde atılacağı hususuna değinmemiştir. Örneğin, şekilsel tarzda atılmış bir imzanın geçerli sayılıp sayılmayacağına dair bir ifade bulunmamaktadır.

2.2. Borçlar Kanunu 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 14/1. Maddesinde; “İmza, üzerine borç alan kimsenin el yazısı olmak lazımdır…” şeklinde bir ifade yer almaktadır. Bu hükümle yasa koyucu imza atanı borç altına sokacak imzanın el yazısı ile atılması gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca söz konusu kanun maddesinin 2. fıkrasında ise “bir alet vasıtasıyla vaz olunan imza ancak örf ve adetçe kabul olunan hallerde ve hususiyle çok miktarda tedavüle  çıkarılan kıymetli evrakın imzası lazım geldiği takdirde kâfi addolunur.” hükmü ile imzanın el yazısı ile olması zorunluluğuna bir istisna getirmekte ve imzanın bir alet yardımıyla atılabileceğini belirtmektedir.

2.3. Ticaret Kanunu 6762 sayılı Ticaret Kanunu’nun 668. maddesinde yasa koyucu “imzalar” başlığı altında “Poliçe üzerindeki beyanların el yazısı ile imza edilmesi lazımdır. El yazısı ile olan imza yerine mihaniki (düşünmeden, ölçülerek değil de yalnızca alışkanlığın verdiği kolaylıkla ya da yalnız kasların devinmesiyle yapılan iş, hareket v.b) herhangi bir vasıta veya el ile yapılan veyahut tasdik edilmiş olan bir işaret yahut resmi bir şahadetname kullanılamaz.” hükmünü koymuştur. Bu hüküm el yazısı ile yazılması zorunlu olan imzanın yerine mihaniki imza ya da mühür kullanılmasının kıymetli evrak hukuku bakımından geçerli olmayacağını belirtmektedir.

2.4. Noterlik Kanunu 1512 sayılı Noterlik Kanununda da imzanın ne şekilde atılacağı hususunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Sadece 75. maddesinde “…imza atamadıkları ve imza yerine geçen bir el işareti kullanmadıkları takdirde, varsa mühür, yoksa sol elinin başparmağı, bu da yoksa diğer parmaklarından biri bastırılır ve hangi parmağın bastırıldığı yazılır” hükmü getirilmiştir. Bu hükümle yasa koyucu imza atmaya muktedir olmayanların mühür kullanmalarını yoksa parmak izlerinin imza yerine kabul göreceği hükmünü getirmiştir.

2.5. İcra İflas Kanunu 2004 sayılı İcra İflas Kanunu md.68/a 3.üncü fıkrasında “Tatbike medar imza mevcutsa bununla yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mukayese ve incelemelerden imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirilirse…” denilmiştir. Bu hükümle mahkemelerde imzaya itiraz davalarında imza incelemelerinde kişinin samimi imzalarını havi belgelerden temin edilmesi gerektiği, şayet bu mümkün değilse soruşturmacı makam önünde vereceği mukayese imzalarla yaptırılması hususu düzenlemektedir.

Tüm bu maddelerin dışında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda 209. maddesinde “açığa imzanın kötüye kullanılması” hükmü ile bir kimsenin imzası ile hukuka aykırı olarak menfaat elde etmesi yasaklanmış ve imza eden kimselerin bir zarara ve hak kaybına uğramasına engel olunmuştur.

Ayrıca, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunda ise imzaya itirazlarda bilirkişi aracılığıyla imza incelemesine karar verebileceği hükmü yer almıştır.

Görüldüğü üzere, imza ile ilgili kanun maddeleri incelendiğinde imzanın ne şekilde atılması gerektiği hususu kısmen ifade edilmiş ise de, uygulamada, kanunlarda kısmen de olsa belirtilen hususlara dikkat edilmeden atılmış olan imzaların kabul edilmemesi gibi bir duruma pek rastlanmamaktadır. Bu sebeple de, kişiler tarafından imza olarak kullanılan her türlü çizgi, işaret ya da yazı içeren unsurlar imza olarak kabul görmektedir.


İmzanın Kanuni Unsurları;

Gerek imzanın sözlük anlamına gerekse kanunlarımızda imza ile ilgili yer alan hükümler incelendiğinde bir imzada bulunması gereken en az üç temel unsur olmalıdır: (1) İmzanın kişinin ad ve soyadını içermesi gerekmektedir. (2) İmza kişinin el yazısı ile atılmalıdır: İmza incelemelerinden sağlıklı netice alınabilmesi için mutlak surette kişinin el yazısındaki harfleri ihtiva eden yazı formunda atılmış bir imza olması ya da, en azından, imza atarken mutlaka isim ve soyadının da yazdırılması kuralını uygulamaya yerleştirmek gerekmektedir. (3) İmza her zaman aynı şekilde atılmalıdır. Oysa pek çok kişinin birbiri arasında az ya da çok değişkenlik gösteren üç farklı özellikte attığı imzası vardır: Noter senedi gibi önemli belgelere attıkları resmi imzaları, sıradan günlük belgelere attıkları gayri resmi imzaları ve kargo alındısı, tebliğ mazbatası gibi fazla önemsemedikleri belgelere attıkları özensiz imzalar.

13 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İmza İnceleme Yöntemleri

Şüpheli bir imza aşağıda belirtilen yöntem ve sırayla incelenmelidir; - Öncelikle inceleme konusu belgenin fotokopi olup olmadığı belirlenmelidir. Bunun inceleme için faydası şudur: belge üzerinde atı

Güvenli Belge Özellikleri

Kullanımıyla kişilere bir takım imtiyaz veren veya kişileri tanımlayan ya da bir kişiyi başka bir kişiden ayırt etmemize yarayan belgelere güvenli belge denir. Bu tür belgelerin yapımında kullanılan k

© 2020 uzmangrafoloji.com Tüm hakları saklıdır.

antalyabilirkisi.com  -  antalyagrafoloji.com iştirak websiteleridir.

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember