Ara
  • Yönetici

El Yazılarının Özelliği, Adli Alandaki Önemi ve İnceleme Kriterleri

Bütün şahısların el yazıları kendilerine özgü karakteristik özellikler taşırlar. Yazılardaki bu özellikler, kişinin yazmayı öğrenmesi ile başlar ve gelişerek zamanla şeklini alır.

Yazı, bizim bir hareketimizin ve bir davranışımızın sonucunda ortaya çıktığına göre, bizden bir şeyler yansıtır. Çünkü, elimiz ile beynin bir işbirliği ve ortak çalışması sonucu ortaya çıkar. Dolayısıyla yazı, bireye özgüdür. Öğrenilmiş bir teknik de olsa, uygulanış biçimiyle kendisinden bir izdir, yalnız yazan bireye aittir, onu vurgular ve onun damgasını taşır.

Yazı, bu özelliklerinden hareketle çeşitli amaçlarla incelenmekte ve çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. İnceleme amaçlarını “Aidiyet Tespitine Yönelik İncelemeler “ ve “Karakter Tahliline Yönelik İncelemeler”  olarak ikiye ayırabiliriz.


Ülkemizde Kriminal alanda Polis, Jandarma ve Adli Tıp Laboratuvarlarında yapılan yazı incelemeleri, aidiyet (bir yazıyı kimin yazdığının) tespitine yönelik incelemelerdir.

Bizim buradaki konumuz da, Aidiyet Tespitine Yönelik İncelemeler olmakla birlikte, yazı incelemeleri alanında sıkça geçen “grafoloji” tabirine ve yazımız sonunda da karakter tahliline yönelik incelemelere kısaca değinilecektir.


GRAFOLOJİ

Yazıların incelenmesiyle, yazan kişinin karakterinin belirlenmesine yönelik çalışmalara batıda Grafoloji (Graphology) denilmektedir. Ancak grafoloji zaman içerisinde daha geniş bir anlam kazanmış ve özellikle ülkemizde uzun yıllardan beri ve günümüzde “yazı bilimi”,  “yazı-imza incelemesi”, “yazı-imza incelemesiyle uğraşan alan” anlamlarında kullanılmaktadır. Dolayısıyla gerek “aidiyet tespitine yönelik”  gerekse “karakter tahliline yönelik”  yazı-imza incelemesiyle uğraşan kişilere de “Grafolog” veya “Grafoloji Uzmanı” denilmektedir. Aidiyet tespitine yönelik  yazı-imza uğraşı alanı için ayrıca  “Adli Grafoloji, Adli Yazı İnceleme, Belge İnceleme”, uğraşan kişi için de “Adli Grafolog, Adli Grafoloji Uzmanı, Adli Yazı İnceleme Uzmanı, Şüpheli Belge İnceleme Uzmanı” ifadeleri de kullanılmaktadır.


AİDİYET TESPİTİNE YÖNELİK YAZI İNCELEMELERİ

Yazının, kişiden kişiye değişen özelliğinden hareketle, adli alanda; ihbar, tehdit, fidye mektuplarının, konusu suç teşkil eden veya bir olayın aydınlatılmasında yararlı olabileceği düşünülen el yazılarının faillerinin tespiti mümkün olabilmektedir. Bir yazının kim tarafından yazıldığına yönelik yapılan incelemeler ve sonuçları bilimseldir; somut  verilere dayanır; verilerin uygun nitelikte ve yeterli olması ve usulüne uygun tarzda inceleme yapılması halinde ortaya konulacak sonuçlar da kesin ve güvenilir nitelikte olur.


Yazanı Belli Olmayan Bir Yazının Kim Tarafından Yazıldığı Nasıl Anlaşılır ?

Yazanı belli olmayan bir yazının (ki biz buna “tetkik konusu yazı” diyoruz) kim tarafından yazıldığının tespiti, o yazıyı yazmış olabilecek şüpheli şahısların örnek yazıları (ki biz bunlara “mukayese  yazılar diyoruz)  ile karşılaştırılarak  yapılır.


Öncelikle böyle bir tespit için, tetkik konusu yazının, kişi tespitine elverişli, yeterli ve yazan kişinin grafolojik özelliklerini yansıtıyor olması gerekir. Diğer bir ifadeyle; tetkik konusu yazı, yazan kişinin doğal samimi yazısı olması gerekir veya kişi ileride yapılacak bir incelemede tespit edilmemek amacıyla planlayarak yazısını değiştirme gayretiyle yazdıysa, bu durumda da yazının miktar olarak çok olması, zaman zaman kişinin doğal karakteristik özelliklerine dönmüş olması ve bu özelliklerin de yazıda kanaat oluşturabilecek yeterlikte bulunması gerekir. (Örneğin; birkaç kelimeden oluşan, mevcut kelimelerin de kişinin doğal grafolojik özelliklerinden uzak bir tarzda her hattında el kaldırılarak köşeli harflerle yazılmış bir yazıdan kişiyi tespit etmek mümkün değildir.)


Eğer tetkik konusu yazı, aidiyet tespitine uygun nitelikte ve yeterlikte ise, bu durumda bu yazıyı yazmış olabilecek şüpheli kişilerin mukayese yazılarına ihtiyaç vardır.


Mukayese yazılarını iki kategoriye ayırıyoruz;  huzurda alınan mukayese yazılarısamimi mukayese yazıları.

Mukayese yazılarda önemli olan temel unsur; şüpheli kişinin doğal grafolojik özelliklerini, tetkik konusu yazının yazıldığı tarihlere uygun olarak taşımasıdır.


Huzurda alınan mukayese yazı nedir, nasıl alınmalı ?

Görevli kişinin şüpheli şahsı bizzat huzura alarak yazdırdığı yazılardır. Huzurda alınacak mukayese yazıların, ne tür kağıtlar üzerine ne şekilde ve ne miktarda alınacağı hususunda kesin katı kurallar yoktur. Ancak, huzurda mukayese yazıları alınan şahısların bazı hallerde yazılarını değiştirme düşünce ve gayretiyle hareket edebilecekleri göz önünde bulundurularak, mümkün olduğu kadar doğal yazısının alınması açısından, genel olarak aşağıda sıralanan hususların uygulanmasında yarar vardır:

– Şüpheli şahıs yazı yazabilecek tarzda rahat bir şekilde oturtulmalıdır.

– İlk önce olayla ilgisi olmayan bir kitap veya gazeteden herhangi bir parça okunmak suretiyle en az bir sayfa dolusu yazdırılmalıdır.

– Eğer sakıncası yoksa, şüpheli belgedeki yazılar da en az bir sayfa dolusu yazdırılmalıdır.

Şayet incelemeye konu belgenin muhtevasındaki yazıların yazdırılması sakınca arzediyor ise, o zaman metin içerisinde geçen muhtelif kelimelerden başka cümleler kurmak suretiyle yazdırılmalıdır.

– Yazılarda değişim olup olmadığının gözlenebilmesi açısından, aynı metnin birden ziyade ve belirli  zaman aralıklarıyla (10 dakika gibi) yazdırılmasında yarar vardır.

– Mukayese yazılarının alınması esnasında, şüpheli şahsın yazısını değiştirme gayreti içerisinde bulunduğu sezilirse, ilk mukayese alınırken müdahalede bulunulmamalı, daha sonraki mukayeselerde şahıs ikaz edilmeli, metin bazen yavaş bazen hızlı okunmak suretiyle yazdırılmalıdır.

– Alınan mukayese yazılarının, tetkik konusu belgeye benzer bir belge üzerinde yazdırılması uygun olur ( çizgili not kağıdı, boş çek, senet, posta çeki vb.).  Bu tür kağıtlara yazdırılan yazıların tertip bakımından tetkik konusu belgeye benzemesi de yine önem arzeder. Örneğin; tetkik konusu belge zarflı bir mektup ise, tetkik konusu zarfta  olduğu gibi şahsa mukayese olarak 4-5 adet boş zarf üzeri (isim ve adresleri havi) yazdırılmalı, yine tetkik konusu mektuba benzer şekilde mukayese mektup yazdırılmalı, mektubun tarih, hitap, adres ve imzaları içermesine dikkat edilmelidir.

– Tetkik konusu yazılar hangi stilde (büyük temel harf, küçük matbaa harfi, bitişik el yazısı v.b.) yazılmış ise mukayeseler de aynı stilde yazdırılmalıdır.

– Mukayese yazılarının yazılmasında kullanılan kağıt ve kalem cinsinin tetkik konusu belgenin düzenlenmesinde kullanılan kağıt ve kalem cinsiyle aynı olmasına özen gösterilmelidir.

– Normal olarak heceleme veya bir başka şekilde sanığa yardım edilmemesi gerekir. Fakat belli kelimeler yada girişlerin yazdırılmasında yol gösterilmişse, bu durumun incelemeyi yapacak uzmana bildirilmesinde yarar vardır.


Samimi mukayese yazı nedir, nasıl olmalı?

Şüpheli şahsın muhtelif zamanlarda olayla herhangi bir ilgisi olmayan çeşitli belgelere (mektup, dilekçe, sınav kağıdı, not defteri, çek, senet ve benzeri) yazmış olduğu yazılardır.

Huzurda mukayese yazıları alınan şahısların bazı hallerde yazılarını  değiştirme düşünce ve gayreti içerisinde hareket edebilmeleri, bazen de bu gayretlerinde sonuca gitmede şüphe uyandırabilecek veya kesin kanaat oluşumunu mümkün kılmayacak derecede başarılı olabilmeleri; bunun yanında, tetkik konusu belgeninyazılış tarihinin eski olup huzurda alınan yazılarla aralarında uzun zaman farkının bulunması, bu zaman zarfında şahsın yazılarında doğal gelişim ve değişimler olabileceği; ayrıca şahsın el sakatlığı, ruhsal rahatsızlık, yaşlanma ve benzeri nedenlerle yazı karakterinde  önemli değişiklikler olabileceği durumları dikkate alınarak, zaman zaman şüpheli kişilerin, tetkik konusu belgedeki yazıların yazıldığı zamanlardaki mukayese yazılarına ihtiyaç duyulabilir. Yapılacak inceleme ve sonucunun sıhhati açısından ihtiyaç duyulan hallerde mutlaka eski tarihli yazılara başvurulmalıdır.

Burada bazı örnekler verecek olursak; yaşlı birinin yazısı 30 sene önce yazılmış bir belgede bulunan yazılarla mukayeseye elverişli olmayabilir. Yine bunun gibi genç bir şahsın el yazısı öyle çabuk değişir ki, on yaşındaki çocuğun okul defterindeki yazısı 2-3 sene sonra yazılmış bir belge ile karşılaştırmak için mukayese olarak yeterli olmayabilir. Yine, ruhsal veya elinden bedensel rahatsızlık geçirmiş veya rahatsızlığı devam eden bir şahsın yazıları, rahatsızlığından önceki yazılarla mukayese için elverişli olmayabilir. Böyle durumlarda tetkik konusu belgenin düzenlenme tarihine yakın zamanlarda  yazılmış mukayese yazılarına ihtiyaç duyulur.

Samimi yazılar olarak temin edilecek mukayeselerin kaynakları iyi araştırılmalı, şüpheli şahsa ait olduğu kesin olmalıdır. İleride doğabilecek ihtilafları önleyebilmek için şüpheli şahıslardan yazılı ifade alınmasında yarar vardır.


Yazıların Karşılaştırılması ve Kanaat Beyanı

Yazı inceleme uzmanı, tetkik konusu yazı ile mukayese konusu yazı arasında; harflerin tersim (resmetme) tarzı, başlama ve bitim yerleri, yerleşim pozisyonları, ebadı,  harfler ve kelimeler arasındaki mesafeler, harflerin birbirlerine bağlanış özellikleri, yazının meyil ve istikamet durumları, sürat ve tazyik dereceleri, noktalama özellikleri, şahsi karakteristik itiyatları v.b. unsurları inceler, birbirleriyle  kıyaslar, değerlendirir; eğer yazılar arasında uyum varsa, yazıların aynı şahıs elinden çıktığı, eğer uyum yoksa farklı şahıslar elinden çıktığı yönünde kanaat belirtir. (El yazısı ve imza incelemelerinde kriterler somut ve objektif de olsa, varılacak sonuçlar, kişisel inceleme ve değerlendirmeye dayandığından, “kanaat” olarak belirtilmesi uygun düşmektedir.)

El yazısı incelemelerinde şu özellikli durumları belirtmek gerekir ki; yazılardaki açık benzerlikler yazının aynı kaynaklı olduğu anlamına gelmeyebileceği gibi, açık görünen farklılıklar da yazıların farklı kaynaklı olduğu anlamına gelmeyebilir. Çünkü, yazılar aynı kaynaklı olduğu halde, psikolojik durum (sakin-öfkeli-baskı altında v.b), sağlık durumu (sağlıklı-hasta), hava şartları (soğuk-sıcak, karanlık-aydınlık), pozisyon (rahat veya rahatsız bir duruş), yazının yazıldığı zemin (yumuşak-sert), yazının yazıldığı kağıt cinsi, belgenin niteliği ve yazıya ayrılan yer (aynı yazının çok dar veya geniş alana yazılması durumu), yazımda kullanılan materyal (dolma kalem-kurşun kalem-tükenmez kalem), değiştirme gayreti v.b. durumlar yazıların ilk görünüşlerinde farklı olduğu izlenimi verebilir veya farklı kişilerin yazıları arasında tesadüfü benzerlikler olabilir. Özellikle bu benzerlikleri, aralarında kan bağı olan veya aynı yörede aynı  öğretmenden eğitim almış şahısların yazılarında görmek mümkün olabilmektedir.

Uygulamada bazı soruşturmacıların, zaman zaman yukarıda belirtilen açık benzerlik veya farklılıklara dayanarak sonucu tespit ettiklerini, sadece ekspertiz raporu almak için laboratuvara başvurduklarını belirttikleri, ancak laboratuvarda uzman incelemesi sonucunda tespitte yanıldıklarını anladıkları vakidir. Bu itibarla, hukuki sonuç doğuracak ve hüküm tesis edecek yazıların irtibatının tespitinde mutlaka bir uzman incelemesine başvurulmalıdır.


Yazı İncelemesinde Kullanılan Teknoloji

El yazısı incelemeleri esas itibariyle aydınlık bir ortamda çıplak gözle bakılarak yapılır. Ancak, zaman zaman harflerin bağlantılarının, başlama ve bitim noktalarının detay karakteristiklerinin daha iyi görülebilmesi açısından büyüteç veya mikroskop kullanılması ihtiyacı olabilir.  Böyle durumlarda bu cihazlara da başvurulur.

Zaman zaman bize sorulan “Kendiliğinden İnceleme Yapıp Sonucu Ortaya Koyan Cihazlar” henüz icat edilmemiştir. Ancak, Almanya BKA (BUNDESKRİMİNALAMT) Laboratuvarı tarafından geliştirilen ve bazı ülke Laboratuvarlarında  kullanılan  “Elyazısı Karşılaştırma ve Arşivleme Sistemi” (FISH-Forensisches İnformations System Handschriftem) vardır ki, bu sistem, bir elyazısının belirli kriterlerle bilgisayara girilerek, daha önce aynı kriterlere göre bilgisayara girilmiş ve arşivlenmiş el yazıları arasında bilgisayar ortamında karşılaştırma yapılması ve benzer yazıların olup olmadığının belirlenmesi esasına dayanır. Arşivlenmiş yazılardan  benzer yazılar bulunduğunda ise, yine eldeki yazı ile arşiv yazısının karşılaştırılması ve aynı el mahsulü olup olmadığının kararı, uzman tarafından gözle yapılan inceleme sonucunda verilir. Yani insan unsuru her zaman olduğu gibi önemlidir.


İsabetsiz Sonuçlar ve Nedenleri

Bir yazının kim tarafından yazıldığına yönelik yapılan inceleme ve sonuçlarının bilimsel olduğu, verilerin uygun nitelikte ve yeterli olması durumunda ortaya konulacak sonuçların da güvenilir nitelikte olacağı yukarıda belirtilmişti.

Ancak, bazen aynı konuda farklı eksperlerin farklı kanaatler belirttiği durumlara rastlanılmaktadır.

Bu tür durumlar genelde, veriler yetersiz olduğu halde aşırı yoruma kaçılarak mevcut verilerle sonuca gidilmesinden kaynaklanmaktadır. Verilerin yetersiz, sonuçların şüpheli olduğu durumlarda kesin kanaat beyanında bulunmaktan kaçınılmalıdır.

Tespitte isabet oranını düşürebilecek olumsuzlukları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:


Yazılara ilişkin olumsuzluklar;

– Tetkik konusu yazının çok az miktarda olması nedeniyle, ihtiva ettiği kişisel karakteristik özellikler açısından kesin kanaat oluşturacak yeterliğe sahip olmaması,

(Böyle bir durumda, yetersizlik göz ardı edilerek ve mevcut bulgularla yetinilerek menfi veya müspet yönde kesin bir kanaat beyanında bulunulması halinde hataya düşülmesi de kaçınılmaz olur),

Tetkik konusu yazının, yazan şahsın karakteristik özelliklerini yansıtmıyor olması,

(Örneğin; bir tehdit mektubunun içerdiği tüm yazının harf harf dikkat edilerek farklı yapısal özelliklerde (örneğin köşeli harflerle) yazılması halinde, bu yazıdan müspet veya menfi yönde bir sonuca gitmek hemen hemen mümkün değildir; sonuç belirtilmiş ise hataya düşülmesi  kaçınılmazdır),

– Yeteri kadar mukayese yazı materyalinin toplanamamış olması.

(Örneğin; tetkik konusu yazılar uzun zaman öncesine ait olmasına karşın mukayese yazıların bugüne ait huzurda alınmış yazılardan oluşması ve bu şekilde karşılaştırma yapılarak sonuca gidilmesi halinde hataya düşülmesi muhtemeldir.).


İnceleyen ekspere ilişkin olumsuzluklar;

 “Eksper” olarak belirlenen kişinin bilgisiz ve tecrübesiz olması (uzman olmaması),

– Olaya önyargılı yaklaşılmış olması ,

– İncelemenin yeterli titizlikte yapılmamış olması ,

gibi nedenler tespitte isabet oranını düşürür, hatalı sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir.

İncelemelerde Uzman, hiçbir zaman önyargılı olmamalı, her ihtimali (değiştirme gayreti, yazıyı benzetme gayreti, doğal gelişim ve değişim, yaş faktörü, geçirilmiş olabilecek rahatsızlık ve benzeri hususları) dikkate alarak tüm inceleme aşamalarını uygulamalı, kriterleri ayrı ayrı değerlendirmeli ve sonuca gitmelidir.

Tetkik ve mukayese konusu yazıların yetersizliği veya kişi tespitine elverişli olmaması nedeniyle, inceleme sonucunda bir kanaat oluşmamışsa eksper bunu gerekçesi ile birlikte belirtmelidir.

Tespit edilen inceleme sonuç verileri  örneğin benzerlikler mevcut olup yetersizse, uzman bulguları sıralayıp, ihtimali (çıkmış olması muhtemel, kuvvetle muhtemel gibi) belirtmelidir, kesin bir kanaat vermemelidir. Dolayısıyla, soruşturmacının veya karar merciinin belirli bir noktaya odaklanmasına ve hatalı yöne kanalize olmasına  neden olmamalıdır.


KARAKTER TAHLİLİNE YÖNELİK YAZI İNCELEMELERİ

Tarihte yazıların kişiselliğinden hareketle yazan kişinin karakterinin belirlenmesine yönelik inceleme, araştırma ve gözlemler yapılmış ve bu konuda yayınlar ortaya konulmuştur.

Grafolojinin (karakter tahliline yönelik) ilk temel taşı, 1622’de İtalyan filozof Camillo Baldi tarafından, “Bir Mektubun İncelenmesinden Yazı Sahibinin Huy ve Alışkanlıklarını Anlama Sanatı” isimli yapıtla konulmuş ve geçen zaman içerisinde birçok grafolog ve filozof tarafından konuyla ilgilenilmiş ve  çalışmalar yapılmıştır.

Bugün yazı incelemesi yoluyla kişilerin kişiliklerinin, iç dünyalarının ve gizli özelliklerinin belirlenmesi ve buna göre hareket edilmesi amacıyla; işe eleman seçimi, iş ortağı seçimi, eş seçimi v.b. alanlarda grafolojiye başvurulduğu bilinmektedir.

Grafologlar, yazı üzerinde yaptıkları incelemelerde; yazıların düzeni, kağıda yerleşimi, harflerin meyli (sola-sağa-dik), yazının istikameti (yukarı-düz-aşağı), harflerin küçüklük-büyüklüğü, keskin, köşeli veya yuvarlak oluşları, işleklik dereceleri (süratli-yavaş-monoton) v.b. özelliklerinden hareketle, kişilerin; hayalci, gerçekçi, mantıklı, duygusal, öfkeli, heyecanlı, hareketli, uyuşuk, hoşgörülü, uyumlu, uyumsuz, zihni faaliyetlere eğilimli, diplomasi yeteneğine sahip, düzenli, düzensiz, sert mizaçlı, yumuşak huylu, dikkatli, yaşama zevkine sahip, anılara düşkün, geleceğe dönük, aşağılık duygusuna sahip, kendini beğenmiş, geçmişten kaçma eğilimli, estetik duyguya sahip, maddi çıkarlara düşkünlük, pratik zeka, her şeyi kendine dert edinme, iç güdülerin  davranışlar üzerinde güçlü etkisinin varlığı, açık yüreklilik, cana yakınlık, sadelik, doğruluk, dürüstlük, kıskançlık, cömertlik, cimrilik, kumarbazlık, eve bağlılık, eğlenceye düşkünlük, sorumluluk veya sorumsuzluk duygusuna sahiplik, içkiye meyillilik v.b. karakter özelliklerini tespit edebildiklerini belirtmektedirler.

Ancak, her ne kadar el yazıları, kişisel de olsa, bu kişiselliğin; kişinin karakterini, iç dünyasını, huy ve alışkanlıklarını yansıttığı ve bunun tespit edilebildiği hususu kesin bilimsel verilerle kanıtlanmış değildir.

Şahsen “yazıların kişiselliği” konusundaki görüşümü belirtecek olursam; bu kişiselliği, insanın dış görünüş ve algılanışı itibariyle kişinin yürüyüşü, konuşması, davranışları, ses rengi gibi özelliklerindeki kişiselliğe benzetmenin yerinde olacağı düşüncesindeyim. Örneğin; size telefon açan bir kişi daha önce tanıdığınız bir kişi ise, o kişi kendini tanıtmadan siz kişiyi tanıyabilirsiniz. Bu tanıma, ses renk ve tonunun kişiselliğinden gelir, o kişiye aittir. Ama bu kişisellik, o kişinin karakterini belirlemeye yetmez. Yine kişinin konuşma ve davranış tarzı kişiseldir, ancak bu kişisellik o kişinin görünmeyen bilinmeyen iç dünyasını ortaya çıkarmaya yetmez. Ancak, kişinin ses renk ve tonu, konuşma tarzı, davranış tarzı, diğer kişiler üzerinde çeşitli izlenimler oluşturabilir. Ancak bu izlenimler kesin değildir, kişiyi yakından tanıdıktan sonra yanıldığınızı da anlayabilirsiniz. Yazı da tıpkı bunlar gibidir. Yazan kişiyle ilgili bazı izlenimler edinebilirsiniz, bunlardan bazıları isabetli de olabilir. Ancak, sonuçlar bilimsel değildir, kesin değildir, yazılardaki aynı tür özellikler her zaman aynı sonuçları vermez. Dolayısıyla, kişilerin sadece yazılarına bakarak, o kişi hakkında hüküm vermenin  de hatalı olacağı açıktır.


Yararlanılan kaynaklar: Emniyet Genel Müdürlüğü (1990),  Maddi Suç Delilleri ve Kriminal Polis Laboratuarları Kriminal Polis Laboratuvarı dökümanları Milliyet, Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Hürrem FİLA ALTINKÖPRÜ, Tuncel, Yazı ve Karakter, Hayat Yayıncılık, İstanbul/1999

0 görüntüleme

© 2020 uzmangrafoloji.com Tüm hakları saklıdır.

antalyabilirkisi.com  -  antalyagrafoloji.com iştirak websiteleridir.

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember